“Aldığı yatırım tutarı 6.8 milyon dolara ulaştı. Yeni bir alanda, sıra dışı stratejisiyle dikkat çekiyor. Hedefi ise çok büyük.”

Selin Kurnaz, Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra eğitimini devam ettirmek için ABD’ye gitti. Türkiye’deki 2 ana daldan sonra Michigan Üniversitesi’nde 3 ayrı mühendislik alanında master yaptı.

Ardından çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra en son işi olan Volitan Capital’de risk sermayesi alanında deneyim kazandı. Hayatını değiştiren olay da bu dönemde gerçekleşti. Kendisinin “Evreka anı” olarak nitelendirdiği bir süreç geçirdi. Ailesinde bir sağlık sorunu yaşanıyordu. Dayısı kanser hastası olmuştu. Bu durum annesini çok derinden etkilemişti. Kendi deyimiyle “5 ayrı mühendislik diploması” vardı ancak annesinin üzüntüsünü giderecek bir şey yapamıyordu: “Annemin bir hastalık konusunda bu kadar üzülmesini kendime yediremiyorum” diyordu.

Ailedeki hastalık bu konuya kafa yormasına neden olmuştu. Dikkatini çeken konulardan biri şuydu, kanserin yaygın olmasına rağmen yeniliklerin hastalara ulaşmasını düzenleyen sistem çok verimsizdi. Gazetelerde sürekli yeni tedavi ve ilaç haberleri çıkıyor, ancak bunun hastalara bir yararı olmuyordu. Çünkü, hastaların bunlara ulaşması çok zordu. Oysa onlar zamanla yarışıyorlardı. Her bir günün ayrı önemi vardı.

Selin Kurnaz’ın “Evreka anı” da bu oldu. Kanser konusundaki yeniliklerin hastalara, maddi durumları göz önünde bulundurulmadan ulaşabilmesini sağlayacak bir sistem kurulabilirdi. Son dönemde ABD’de büyük başarı sağlayan ve kısa sürede 6.8 milyon dolar yatırım alan Massive Bio şirketi böyle doğdu. Selin Kurnaz, Fast Company dergisine bu ilgi çekici öyküsünü ve hedeflerini anlattı:

3 ÖNEMLİ YENİLİK GETİRDİK

Birincisi, hastalar için yenilikler getiriyoruz. Massive Bio’dan önce hastaların evde otururken klinik çalışma bulup, bu çalışmaya dahil olmak için ilaç şirketi ve hastaneyle aynı zamanda koordine olma gibi bir seçeneği yoktu.

Massive Bio’nun yapay zekayla oluşturduğu teknolojisi ve uzman kadrosu sayesinde kanser hastaları 10 binden fazla klinik çalışmaya uygun olup olmadıklarını evlerinden öğrenebiliyorlar. Klinik çalışmaya katılmaya karar vermeleri durumunda, lojistik sorunlarını da bizim ekip çözüyor.

İkinci yeniliğimiz ise ilaç şirketlerini hedefliyor. Onlar da klinik çalışmaları için hasta bulmada sorun yaşıyorlar. Özellikle kişiye özel tıbbın ortaya çıkmasıyla çalışma sayısında ciddi artış oldu. Ancak, aranan hasta profilinin çok özellikli olması nedeniyle bu iş imkansız hale geldi. Şimdi ilaç şirketleri bizim sayemizde hastalara doğrudan, üstelik çok hızlıca ulaşabiliyorlar. Böylece ilaç geliştirme zamanlarını hızlandırabiliyorlar.

Bir başka yeniliğimiz ise sigorta şirketleri için. Bizden önce bu şirketler, hastalarını klinik çalışmaya gönderme konusunda çok kısıtlı çalışmalar yapıyorlardı. Bazıları ise bu konulardan tamamen habersizdi. Özellikle ileri safhadaki kanser hastaları için işe yaramayan tedavilere ve ilaçlara para ödüyorlardı. Bizim sayemizde şimdi hastaya özel tıp olanakları sunmaya başladılar.

Biz de sigorta şirketlerinin verilerine bakarak, hastaları kolay bir şekilde, en verimli zamanda nasıl buluruz konusunda çalışmalar yürütüyoruz.

NEREDEN NEREYE GELDİK?

Her yeni şirket gibi, başladığımızda biz de sıfırdık; ne paramız ne de bizi destekleyen bir kurum vardı. 2015 yılında kurulmamıza rağmen ilk klinik çalışma bulma hizmetimizi ancak 2018 yılında başlattık. Şimdi ayda 3 bin hasta ile görüşüyor, 13 ilaç şirketiyle çalışıyoruz. Bu şirketlerin klinik çalışmalarının yapıldığı 225 hastane ya da kliniği ile her gün irtibat halindeyiz. Ayrıca 2 sigorta şirketiyle pilot çalışma yürütüyoruz.

Toplamda 6.8 milyon dolar fon aldık. Türkiye’nin önemli risk sermayesi şirketlerinden olan Revo Capital, dünyanın önde gelen şirketlerinden UL ve ABD’de büyük hastane zincirlerinin birinin kurucusundan yatırım aldık. Bizim şu anda başardığımızı Silikon Vadisi’ndekiler 70 milyon dolarlık yatırımla başaramazdı. Müşteri odaklı olmamız ve benim “özel sermaye” geçmişimin bulunması bize parayı çok dikkatli kullandırıyor.

Şu anda 30 çalışana ulaştık. Ben şirkete ilk çalışanı aldığımda sevinçten ağlamıştım. Çünkü, toplantıda konuşacak başka insanlar var diye sevinmiştim.

YATIRIMCILARI İKNA ETMEK

Ben yatırımcı konusunda diğer girişimcilerden farklı düşünüyorum. Şirket, yatırımla değil, müşteri ve müşteriden gelen gelirle büyür. Benim için müşteri çok önemli olduğu için, zamanımın önemli bölümünü onlara ayırıyorum. Nasıl mükemmel bir iş çıkarırız, nasıl daha iyisini yaparız gibi konulara odaklanıyorum.

Bunun sonucunda yatırımcılara ‘müşterideki gelirleri ve başarıları’ anlatıyorum. Bu işi nerelere götüreceğimi ortaya koyuyorum.

Bir de bir işi alacağız dediğim zaman, belki bazı gecikmeler olsa da öyle ya da böyle alıyoruz. Pes etmek lügatimizde yok. “Hayır” cevabını da kabul etmiyor, müşteriyi bulup hedefe doğru ilerliyoruz.

Yatırımcıları en çok, “yapacağım” dediğiniz konuları hayata geçirmeniz etkiliyor. Çünkü, startup’larda böyle şeylere çok alışık değiller. Yoksa saatlerce ürün veya teknoloji anlatarak yatırım alınacağını sanmıyorum.

GELECEK İÇİN HEDEFİMİZ

Benim amacım, bir kanser hastasının, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi gelir grubundan gelirse gelsin, dünyadaki en yeni klinik çalışmadan 24 saat içinde haber almasını sağlamaktı. Bu haberi aldığında 15 gün içinde çalışmaya katılabilmesini ve bunu da elindeki telefonla bir tuşa basarak Massive Bio’ya ulaşarak yapmasını amaçlamıştık.

Hastaya bu değeri katarken, topladığımız veriyle, ilaç araştırma ve geliştirme alanında hızı artırmak, maliyeti düşürmek için çalışıyoruz. İleride kişiye özel ilaç lisanslayan mega ilaç araştırma ve geliştirme şirketine dönüşebiliriz. Bunu yapmak müthiş bir teknoloji, servis ve onkoloji bilgisi gerektiriyor.

Bizim bulunduğumuz sektörden 10’a yakın şirket çıkar. Biz söylediğim gibi mega şirket yaratmak ve platform şirket olup gerektiğinde diğer şirketleri almak istiyoruz. İlk hedefimiz ‘unicorn’ olmak, sonra 10 milyar dolar, 100 miyar dolar değere doğru ilerlemek. Bizim hırsımızın ve yapabileceklerimizin sınırı olduğunu sanmıyorum.

 

GİRİŞİMCİLİK FELSEFEM

Girişimcilikte söylenenlere değil, söylenmeyenlere dikkat etmek lazım. Çünkü, girişimciliğin okulu yok. Bunu yaşamak gerekiyor. Bu iş, elinin ucuyla yapılacak bir iş değil. Aklını, beynini, paranı, zamanını, sevgini, kısacası hayatını koymak gerekiyor.
Kesinlikle yılmamak gerek. Çok çalışıp, çok isteyince Allah bir şekilde insanların kalbinden geçenleri duyuyor. 5 sene çalıştıktan sonra bir gecede hayallerin gerçek olmaya başlıyor. Biz hâlâ bir hasta klinik çalışmaya girince sevinçten ağlıyoruz. Çünkü, insanların hayatına dokunuyoruz. Bu vesileyle de anneme ve babama girişimcilik yolculuğumda beni yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum.

%20

“Hasta ile klinik çalışmayı buluşturan, yapay zeka ve servisi bir araya getiren pazaryeri şeklinde bir şirketiz. Şu anda ABD’de bile klinik çalışmaya gitme oranı kanser hastaları arasında yüzde 3-5 düzeyinde. Biz bunu 20’ye çıkarmaya çalışıyoruz.”

 

170 MİLYAR DOLAR

  • Şirketi bir lego olarak düşünün. Birkaç parçayı oluşturduktan sonra diğer lego taşlarını da bir araya getirip klinik çalışma sektörünü ayağa kaldıracağız.
  • Global kanser ilaç pazarı 170 milyar dolar düzeyinde… Biz de bu pazarı hızlandıran bir şirket olarak hem sektörden pay alıp hem de yeni alanlar yaratacağız.

 
Kaynak:
https://fastcompany.com.tr

0 Comments

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Previous reading
Selin’in Unicorn Yolculuğu
Next reading
Kanser Klinik Denemeleri ve NASA İlişkisi