Kisisellestirilmis-Kanser-Tedavi-Yontemleri

Kişiselleştirilmiş Kanser Tedavi Yöntemleri

Amerika içerisinde faaliyet gösteren Massive Bio, hastalarına kişisel kanser tedavi yöntemleri sunar. Kişisel kanser tedavisi, her hastanın gen yapısına göre farklı farklı tedavi yolları sunmak anlamına gelir. Geleneksel kanser tedavi metodları yerine, kişiye özgün tedavi yöntemleri çok daha sağlıklı olmaktadır.

Massive Bio ile iletişim kurarak hemen siz de kanser hastalarına uygulanan bu tedavi yolları ile ilgili bilgiler alabilirsiniz.

İleri derecede kanser hastaları, Massive Bio tarafından sunulan bu özel sağlık hizmetinden mutlaka yararlanmalıdır. Şirket bünyesinde her biri alanında uzman çok sayıda başarılı onkolog görev yapmaktadır.

Her-hastanin-gen-yapisina-gore-farkli-kanser-tedavi-yontemleri

Her Hastanın Gen Yapısına Göre Farklı Kanser Tedavi Yöntemleri

Hastaların sahip oldukları gen yapıları doğrultusunda farklı farklı kanser tedavi yöntemleri, Massive Bio tarafından sunulmaktadır. Massive Bio, Amerika merkezli bir kuruluştur. Bu kuruluş bünyesinde, her biri son derece başarılı, çok sayıda onkolog görev yapmaktadır.

Massive Bio ile ilgili merak ettiğiniz hususlar olduğu takdirde, bunun için www.massivebio.com sayfasını inceleyebilirsiniz. Bu sayfada Massive Bio tarafından sunulan kanser tedavi yöntemleri üzerine çok detaylı bilgiler sizleri beklemektedir.

Kemoterapi sürecinin nasıl olacağı, Massive Bio’dan ne şekilde bir hizmet alacağınız, bu hizmetin fiyatları ve bunun gibi soruları +1 844 6277246 numaralı telefonu arayarak da sorabilirsiniz.

Kanser Oluşumu

Kanserli hücreler, normal hücrelerden kontrol dışı büyümeleri ve bir anlamda ‘istilacı’ olmaları bakımından farklılık göstermektedir. İki hücre arasındaki en temel farklılık kanser hücrelerinin daha az özelleşmiş hücreler olmasıdır, öyle ki; normal hücreler spesifik fonksiyonları olan çok çeşitli ve olgun hücre tipleri halinde bulunurken, kanser hücreleri için durum farklıdır.

Buna ek olarak, kanser hücreleri, normal hücrelerin bölünmesini durduran veya programlı hücre ölümü olarak bilinen apoptoz mekanizmasını başlatan sinyallere tepki vermezler. Gereksiz ve/veya zarar görmüş hücrelerden kurtulmayı sağlayan bu mekanizmanın işlememesi ve hücre bölünmesinin durdurulamaması kanser gelişimine birinci dereceden sebep olmaktadır.
Kanserli hücreler normal hücreleri, molekülleri ve tümörleri sararak besleyen kan damarlarını etkileyebilmektedir. Örneğin, kanserli hücreler, yakınlarındaki normal hücreleri, kendilerinin büyümesi için gereken oksijen ve besini sağlayacak yeni kan damarlarını oluşturmak üzere uyarabilirler. Damarlanma süreci olarak bilinen bu sürece anjiyogenez denmektedir.
Kanserli hücreler çoğunlukla, vücudu enfeksiyonlardan diğer birçok durumdan koruyan bağışıklık sisteminden saklanabilmektedir. Hatta tümörler, belli bağışıklık sistemi hücrelerini kullanarak büyüyebilmekte ve yaşamına devam edebilmektedir.
Kanserli bir hücre, her biri kendisine komşu hücrelerine göre daha hızlı ve fazla büyüme özelliği kazandıracak mutasyonları biriktirir. Bu hücre, bir tümör oluşturacak şekilde bölünerek büyür. Tam bu noktada, en agresif hücre; yani en fazla tümör oluşturmasını sağlayacak mutasyona sahip hücre diğerlerine üstün gelir ve tümöre hâkim olur.

Ancak tüm bu kanser-destekleyici mutasyonlar bir anda ortaya çıkmaz. Her hücresel safhada, kanserli hücreler kendi evrimlerini yürüten seçici baskılarla ve engellerle karşılaşır. Bu anlamda kanserli hücrelerin tümör oluşturması evrimsel yöntemlerle işlemektedir. Bir örnek verecek olursak, tümörün tam merkezindeki bir hücre gerekli besin ve oksijenden mahrum kalacak; buna karşılık tümörün dış kısımlarında değişen çevre şartlarına uyum sağlamasına ön ayak olan mutasyonlara sahip hücreler, daha çok bölünüp büyüyerek vücudun diğer organlarına yayılabilecektir.

Mutasyon ve kanser

Yapılan meta-analizler, kanserli bir hücrenin oluşması için birkaç -çoğunlukla üç ya da dört - kanser-destekleyici mutasyona sahip olmasının yeterli olduğunu gösteriyor. Bu mutasyonların; elbette; doğru genlerin, doğru kısımlarında gerçekleşmesi gerekiyor. Tahmin edebileceğimiz gibi bu çoklu mutasyonların doğru kombinasyonlarının oluşması, istatistiksel olarak çok nadir olaylardır ve uzun yıllar almaktadır. Bu sebepten dolayı yine insanların büyük çoğunluğu kanser geliştirmeden önce başka sebeplerden ölmektedir.

Kansere sebep olan mutasyonlar çok çeşitli genlerde ortaya çıkabilse de, tüm bu genler bir şekilde hücre bölünmesi ve yaşamını sürdürmesi ile ilgilidir. Bu noktada iki ihtimalin düşünülmesi gerekir. Eğer bu genler kanser-baskılayıcı genler ise ve geçirdikleri mutasyon genlerin ürettikleri proteinlerin çalışmamasına veya doğru işleyememesine sebep oluyorsa tümör oluşumunun önü açılmış olur. Diğer durumda da mutasyona uğrayan genlerin, programlanmış hücre ölümünü engelleyici veya sürekli hücre bölünmesini uyarıcı genler olduğunu düşünelim. Bu durumda da, bu genlerin ürünü olan proteinlerin daha çok çalışmasını sağlayacak mutasyonlar, kanserli hücrelerin ve tümörün oluşumunu tetikleyecektir.

Kanser Nasıl Olur?

Kanser, hücrelerin fonksiyonlarını ve nasıl gelişip bölündüklerini kontrol eden genlerdeki değişimler sebebiyle ortaya çıkıyor.

Kansere sebep olacak genetik değişimler, anne ve babadan aktarılmış olabileceği gibi, bireyin hayatı süresince gerçekleşen hücre bölünmeleri sırasında ortaya çıkan ve düzeltilemeyen DNA hasarları -mutasyonlar- dolayısıyla da oluşabilir. Bu DNA hasarlarına belirli bir takım çevresel faktörler, radyasyon, diğer moleküler mekanizmalar, sigara içmek, güneşten gelen ultraviyole -morötesi- ışınlar veya kanserojen kimyasallara maruz kalmak da sebep olabilir.

Tüm bu etkenlere bakılarak denilebilir ki; her bireyin kanseri kendine özgü sebeplerle oluşmuş tekil bir genetik değişim kombinasyonu dolayısıyla ortaya çıkar. Ancak kanser ilerledikçe yeni değişimler ortaya çıkar ve bir tümörün içinde dahi birbirinden farklı genetik değişimlere sahip olan hücreler ortaya çıkar.

Genel olarak kanserli hücreler, normal hücrelere oranla daha fazla genetik değişim bulundurur diyebiliriz. Ne var ki, bu değişimlerden bazıları kanserle hiç ilgili olmayabilir veya kansere sebep olmaktan çok sonucu olarak da ortaya çıkabilir.
Kanser ile ilişkili olan genetik değişimler üç farklı gen grubunu etkileyebilir: Tümör baskılayıcı genler, DNA tamir genleri ve proto-onkogenler. Proto-onkogenler normal bir hücrede büyüme ve bölünme süreçlerine dahil olurlar. Ancak bu genler belli değişimler geçirince normalden daha aktif bir hale gelerek onkogenlere -kanser yapıcı- dönüşür ve hücrelerin bölünmemesi ve büyümemesi gereken durumlarda dahi, büyüyüp bölünmelerine yardımcı olur.

Kontrolsüz bölünme

Tumör baskılayıcı genler de hücre büyümesi ve bölünmesini kontrol eden gen gruplarıdır.
Bu bağlamda bu genlerde gerçekleşen bir takım değişimler, hücrelerin kontrolsüz biçimde bölünmeleri ve kansere yol açmaları ile sonuçlanabiliyor.

DNA tamir genleri ise, her hücre bölünmesinde veya protein sentezi sırasında ortaya çıkan genetik değişimleri, mutasyonları ve DNA hasarlarını tarayarak düzeltme görevi olan proteinleri üreten genlerdir. Bu genlerde ortaya çıkan değişimler, her gen için olduğu gibi kanser ile ilgili genlerin de geçirdikleri değişimlerin düzeltilememesine sebep olacağından sonuçta kanser yapıcı etmenlerin ortaya çıkışına sebep oluyor.

Kaynak: http://www.birgun.net/haber-detay/kanser-nasil-ortaya-cikar-105821.html

Kemoterapi Nedir?

Kanser vücuttaki hücrelerin değişim gostererek kontrolsüz bir şekilde üremeleri ile oluşan bir hastalıktır.

Kemoterapi, kanser tedavisinde uygulanan en önemli tedavi yöntemlerinden biridir. Kemoterapi basitçe kanserin ilaçla tedavisidir. Kemoterapi kanserde; tümör boyutlarını küçültmek , diğer organlara veya vücuda yayılmasını engellemek , vücuda yayılmış kanserlerde bu hücreleri yok etmek ve azaltmak , kansere bağlı olarak hastalarda oluşan ağrı halsizlik v.b gibi şikayetlerin azaltılması ve hastanın kendini daha iyi hissetmesi amacı ile kullanılır.

Kemoterapi tedavisini Medikal onkoloji uzmanı uygular. Medikal onkolog; kanser hastalıkları ve tedavisi üzerine uzmanlaşmış dahiliye uzmanıdır.

Kemoterapi tedavisi kanserde ; ameliyat öncesi (Neoadjuvant) , ameliyat sonrası (adjuvant) , tek başına ve / veya Radyoterapi ile birlikte uygulanabilir.

Kemoterapi kanser hastalarına değişik yollarla uygulanabilir. En sık uygulama şekilleri damaryolu (intravenoz) ve ağızdan (oral) şeklindedir.

Kemoterapi tedavisi tümörlü hücreleri etkileyen bir tedavidir, ancak normal hücrelerde kemoterapiden etkilenir.Bu da hastalarda; bulantı kusma, halsizlik ,iştahsızlık, ishal veya kabızlık, saç dökülmesi , ağrı , ağız içinde yaralar gibi şikayet ve yan etkilere neden olabilir Kemoterapi ilaçları kemik iliği ne de zarar verebileceğinden dolayı, Kemoterapi alan hastalarda enfeksiyon ve kanama riski de oluşabilir. Bu yan etki ve şikayetlerin hepsi bir arada görülmez. Yan etki görülme ihtimali, hastanın yaşı cinsiyeti ve hastanın ek hastalıklarının olması durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Kemoterapi ye bağlı yan etkiler sıklıkla 2-3 gün içinde başlar ve 7-10 gün kadar sürebilir. Bu şikayetlerin bir veya birkaçının oluşması tedavi eden hekim veya hastahaneye başvurulması uygun olur.

Top 5 Basics to Know About the Precision Medicine Initiative

What is the national Precision Medicine Initiative and how will it change the way patients interact with the healthcare system as they receive personalized care?

Feelings of national unity may be hard to find during a contentious election year, but the collaborative spirit is alive and well in at least one corner of the White House as stakeholders from across the care continuum take on the Obama Administration’s Precision Medicine Initiative.

This broad, comprehensive push towards personalized treatments and tailored care is bringing together millions of dollars in funding opportunities with thousands of volunteers and untold petabytes of big data as healthcare organizations, research institutions, and academic medical centers tackle everything from cancer to diabetes to Alzheimer’s disease.

Kaynak: http://healthitanalytics.com/news/top-5-basics-to-know-about-the-precision-medicine-initiative

DNA Kodlarından Üretilen Kimyasal Kanser Hücrelerini Tanıyacak!

Broad Enstitüsü’nden bir grup araştırmacı farklı mutasyonlara sahip hücreleri daha hızlı tespit etmek için bir barkod ürettiler, bu sayede kanser teşhislerinin daha da hızlı gerçekleştirileceği düşünülüyor. Araştırmanın makalesi Nature Biotechnology dergisinde yayımlandı.

Bilim insanları kanseri teşhis etmek için birçok farklı çeşit hücre ile çalışması gerekiyor çünkü kansere sebep olan hücre tiplerinin sayısı hiç de az değil. Bu yüzden teşhis kısmı uzun sürebiliyor. Ayrıca kullanılan ilaçlar kanserli hücreleri öldürebiliyor ancak mutasyona uğramış olan hücrelerle sağlı hücrelerin içi içe olması bu süreci de yavaşlatıyor.

Ekip ise virüs kaynaklı bir kod ile kanserli hücreleri boyayarak tespit edebilecekleri bir yöntem geliştirdi. Barkod boyadığı hücrelere zarar vermeyecek, sadece araştırmacıların kanserli hücreleri diğer hücrelerden ayırt etmesine ve tiplerini anlamasında yardımcı olacak.

Kansere karşı üretilen bir ilacın işe yarayıp yaramadığını anlamak için araştırmacılar önce belli bir tip kanser hücresini bir hayvan içerisinde büyütüyor ve ardından kullanılacak ilaç test ediliyor ve yarıyorsa insanlar üzerinde kullanılıyor. Ekip aynı yöntemi barkod için de kullanacak ve eğer işe yaradığı görülürse yaklaşık 100 farklı kanser hücresini tespit etmek mümkün olacak.

Ön bulgular, barkod yönteminin işe yarayacağını ve doktorlara doğru tedavi yöntemlerini uygulamalarında yardımcı olacağını gösteriyor. Bu büyük bir gelişme olacak çünkü kanseri teşhis etmek ve ona uygun tedavi yöntemleri kullanmak gerçekten zor ve çoğu zaman deneme yanılma yöntemi ile gerçekleştiriliyor. Ayrıca bazı kanser hücreleri küçük olduklarından dolayı fark edilmeyebiliyorlar.

Kaynak: http://popsci.com.tr/2016/03/10/dna-kodlarindan-uretilen-kimyasal-kanser-hucrelerini-taniyacak/