George Karl’a kanser teşhisi

NBA takımlarından Denver Nuggets’ın başarılı antrenörü George Karl’a bir kez daha kanser teşhisi konuldu. Geçmişte prostat kanseri tedavisi gören Karl, bu kez de gırtlak kanserine yakalandı.

George Karl geçen hafta, kendisini 2010-2011 sezonunun sonuna kadar Denver Nuggets’a bağlayan sözleşmenin altına imza attıktan sonra, All-Star maçında Batı Karması’nı yönetmişti.

Rüya gibi geçen All-Star hafta sonu sonrası, Denver antrenörüne doktorlarından kötü haber geldi. Karl, bir kez daha kanserle mücadele etmek zorunda. 2005 yılında prostat kanseri tedavisi gören 58 yaşındaki antrenöre bu kez de gırtlak kanseri teşhisi kondu. All-Star dönüşü hastalığı hakkında oyuncularını bilgilendirdiğini ifade eden Karl, Nuggets organizasyonuna kendisine verdiği destek için teşekkür etti.

Nuggets yönetimi de haftalar öncesinden Karl’ın gırtlak kanserine yakalandığından haberdar olduğunu açıkladı.

Kaynak: http://basketdergisi.com/george-karla-kanser-teshisi.html

Kanserde Tümör Belirteçleri Saptamanın Yolu Bulundu

BBC Türkçe’de yer alan habere göre: Londra Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, tümörlerin en zayıf noktalarını oluşturan “tümör belirteçlerini” saptamanın yolunu buldu. Araştırmacılar bu belirteçleri ortaya çıkararak bağışıklık sistemine “hedef göstermeyi” planlıyor.

Böylece, her bir hastaya özel aşılar geliştirerek kanserle mücadelenin mümkün olacağına inanıyorlar. Ancak ayrıntıları Science dergisinde yayınlanan bu yöntemin pahalı olacağı ve henüz hastalar üzerinde denenmediği bildiriliyor.

Araştırmacılar iki yıl içinde hastalar üzerinde denemelere başlamayı umuyor.

NASIL İŞLEYECEK?Kemoterapiden farklı bir yöntem olan bağışıklık tedavisi (immunoterapi) bir süredir uygulanan ve farklı ilaçları geliştirilen bir yöntem. Bazı immunoterapi yöntemleri ile bazı hastalarda mucizevi sonuçlar alındığı, kanserin tamamen kaybolduğu biliniyor.

Bu yöntemler genelde bağışıklık sisteminin işini yapmasını engelleyen unsurları ortadan kaldırarak, kanserle vücudunun kendisinin savaşmasına imkan tanıyor.

BBC’nin sağlık muhabiri James Gallagher bunu “bağışıklık sistemine fren etkisi yaratan unsurları ortadan kaldırmak” olarak özetliyor. Muhabirimize göre yeni yöntem ise “bağışıklık sisteminin direksiyonunu ele geçirmeye” benzetilebilir.

Araştırmacılar hem fren mekanizmasını ortadan kaldırıp hem de direksiyonu ele geçirirlerse, pekçok kişinin hayatını kurtarabileceklerine inanıyorlar. Çalışmaya mali destek sağlayan Cancer Research UK vakfından Profesör Peter Johnson, laboratuvar deneylerinde etkileyici sonuçlar gördüklerini, şimdilik çok karmaşık ve yeni bir teknoloji olsa da, kullanıma girdiğinde ucuzlayacağını söylüyor.

BUNDAN ÖNCE NEDEN AŞI BULUNAMADI?Bilim adamları bağışıklık sistemi üzerinde uzun bir süredir çalışıyor — ancak bu yolla tam etkili bir kanser aşısı henüz bulunamadı. Bunun bir sebebi, vücut savunmasının yanlış hedeflere yönlendirilmesi olabilir. Sorun, kanser hücrelerinin birbiriyle aynı olmaması.

Büyük ölçüde mutasyona uğrayan hücreler, tümörün farklı bölümlerinden alınan örneklerde tamamen farklı görünüp, farklı hareket edebiliyor. Bir bakıma gövdesinde mutasyon olan, daha sonra da bu mutasyonların dört bir yana doğru dallanıp budaklandığı bir ağaç gibi büyüyor kanser.

BUNA “KANSERDE HETEROJENLİK” DENİYOR

Araştırmada bu “ağacın gövdesi”nde, bir başka deyişle kanserin merkezinde antijenleri, yani kanser hücrelerinin yüzeyinden çıkıntı yapan proteinleri değiştiren mutasyonları belirlemenin yolu bulundu.

Image copyrightScience Photo Library’Heyecan verici gelişme’Londra Üniversitesi Kanser Enstitüsü’nden Prod Charles Swanton, “Bu çok heyecan verici. Artık tedavi önceliklerini belirleyebilir ve her hücredeki tümör antijenlerini hedef alabiliriz” diyor.

Mutasyonların merkezini hedef almak için iki yöntem öneriliyor:

Bunlardan biri her hastaya özel hazırlanacak, bağışıklık sistemlerinin kanser hücrelerini “görebilmesini” sağlayan aşılar yapmak. Diğeri de zaten bu mutasyonlarla mücadele etmekte olan bağışıklık hücrelerinden örnek alıp, bunların sayılarını çoğaltarak vücuda geri vermek şeklinde.

BAŞARILI OLABİLİR Mİ?Ancak bazı uzmanlar tedavinin sonuçlarını öngörmek için henüz erken olduğunu, uygulamada zorluklar çıkabileceğini belirtiyorlar.

Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nden Dr Marco Gerlinger “Değişip evrilebilen kanserler, başlangıçtaki antijeni kaybedebilir veya maskeleyebilir. Bunlar sürekli değişen hedefler, o yüzden kontrolleri güç olabilir” diyor. Edinburgh Üniversitesi’nden Dr Stefan Symeonides ise, özellikle de zamana karşı yarışılan durumlarda kişiye özel aşı geliştirmenin güçlüklerine dikkat çekiyor.

Doktor Symeonides “Bu araştırma bize hangi hastaların immunoterapi ilaçlarına cevap vereceğini, hangilerinin vermeyeceğini anlama ve bu tedavileri geliştirme çabalarımızda yıllar boyunca kullanabileceğimiz veriler sunuyor.” diyor.

Kanser Faktörleri Nelerdir?

Kanser bilindiği üzere genetik bir hastalıktır ve bu haliyle hücrelerimizin fonksiyonlarını özellikle de nasıl gelişip bölündüklerini kontrol eden genlerdeki değişimler sebebiyle ortaya çıktığını söylemek doğru olacaktır.

Kansere sebep olacak genetik değişimler, anne ve babadan aktarılmış olabileceği gibi, bireyin hayatı süresince gerçekleşen hücre bölünmeleri sırasında ortaya çıkan ve düzeltilemeyen DNA hasarları -mutasyonlar- dolayısıyla da oluşabilir. Bu DNA hasarlarına belirli bir takım çevresel faktörler, radyasyon, diğer moleküler mekanizmalar, sigara içmek, güneşten gelen ultraviyole -morötesi- ışınlar veya kanserojen kimyasallara maruz kalmak da sebep olabilir.

Tüm bu etkenlere bakılarak denilebilir ki; her bireyin kanseri kendine özgü sebeplerle oluşmuş tekil bir genetik değişim kombinasyonu dolayısıyla ortaya çıkar. Ancak kanser ilerledikçe yeni değişimler ortaya çıkar ve bir tümörün içinde dahi birbirinden farklı genetik değişimlere sahip olan hücreler ortaya çıkar.

Genel olarak kanserli hücreler, normal hücrelere oranla daha fazla genetik değişim bulundurur diyebiliriz. Ne var ki, bu değişimlerden bazıları kanserle hiç ilgili olmayabilir veya kansere sebep olmaktan çok sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

İlişkili Gen Grupları

Kanser ile ilişkili olan genetik değişimler üç farklı gen grubunu etkileyebilir : tümör baskılayıcı genler, DNA tamir genleri ve proto-onkogenler.

Proto-onkogenler normal bir hücrede büyüme ve bölünme süreçlerine dahil olurlar. Ancak bu genler belli değişimler geçirince normalden daha aktif bir hale gelerek onkogen’lere -kanser yapıcı- dönüşür ve hücrelerin bölünmemesi ve büyümemesi gereken durumlarda dahi, büyüyüp bölünmelerine yardımcı olur.

Tumör baskılayıcı genler de hücre büyümesi ve bölünmesini kontrol eden gen gruplarıdır. Bu bağlamda bu genlerde gerçekleşen bir takım değişimler, hücrelerin kontrolsüz biçimde bölünmeleri ve kansere yol açmaları ile sonuçlanabilmektedir.

DNA tamir genleri ise, her hücre bölünmesinde veya protein sentezi sırasında ortaya çıkan genetik değişimleri, mutasyonları ve DNA hasarlarını tarayarak düzeltme görevi olan proteinleri üreten genlerdir. Bu genlerde ortaya çıkan değişimler, her gen için olduğu gibi kanser ile ilgili genlerin de geçirdikleri değişimlerin düzeltilememesine sebep olacağından sonuçta kanser yapıcı etmenlerin ortaya çıkışına sebep olmaktadır.

Bilim insanları kansere sebep olan moleküler değişimler hakkında daha fazla şey öğrendikçe, belirli bir takım mutasyonların birçok kanser türünde ortak olarak görüldüğü sonucuna vardılar. Bu sebepten dolayı da, kanser tipleri bazen -en azından doktorlar ve araştırmacılar tarafından- doku, organ veya mikroskop altında nasıl göründüklerine göre değil, sahip oldukları genetik özelliklere göre sınıflandırılmaktadır.

Malatya’da Kanser Bilgilendirme Toplantısı

Battalgazi Belediyesi ile Malatya Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından Battalgazi Belediyesi kadın personeline yönelik düzenlenen bilgilendirme toplantısı Battalgazi Belediyesi Çok Amaçlı Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Toplantıya Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya Halk Sağlığı Müdürlüğünden görevli Dr. Özgür Özdemir, Ebe Nurhan Mutlu ve Battalgazi Belediyesinin kadın personelleri katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Malatya Halk Sağlığı Müdürlüğünden görevli Dr. Özgür Özdemir, kanser hakkında bilgiler verdi. Özdemir, “Biliyorsunuz vücudumuzun en küçük yapı taşı hücrelerdir.

Hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmaları sonucunda ve diğer organlara giderek yayılmaları sonucunda oluşan bir tür hastalıktır kanser. Kanserin oluşumu normal hücre bazı anormal süreçlere dahil oluyor ve anormal çoğalma yapmadaki işlevini yapmamaya başlıyor. Çoğaldıktan sonra etrafındaki dokudan bir şekilde beslenmesi gerekiyor. Damar çektiriyor. Kendine bir damar yuvağı yapıyor ve en uzaktaki organa bile yayılım yapabiliyor” şeklinde konuştu. Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ise bitkisel ilaçlar konusunda bazı uyarılarda bulundu. Gürkan, “Bu eğitim umarım arkadaşlarımıza yararlı bir eğitim olmuştur.

Önemli olan konuların doğru bir şekilde iletilmesi. Aksi takdirde bazen yaptığımız şey terste tepebiliyor. Yanlış uygulama ve tedaviler kişinin hayatına mal olabilir. Özellikle televizyonlarda bitkisel ilaçlarla ilgili reklam amaçlı tanıtımlar, bir de bakıyorsunuz ki ailelerde faciaya neden olabiliyor. Umarım kanserle ilgili çalışmalarda hem Malatya’mızda hem de Battalgazi ilçemizde bu tür eğitim çalışmalarının faydalı olacağı kanaatindeyim. Ayrıca tüm kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Aslında 365 günün her günü de kadınlar günüdür.

Kanadının biri olmayan kuşun uçmasının mümkün olmadığı gibi kadın erkek gibi bir ayrımın yapılması da söz konusu değildir. İnsan olmak her şeyin üstündedir. Kaldı ki bizim anane, kültürümüzde ve inancımızda hanımlar her zaman çok daha öndedir. Hatta dinimizde emanet olarak kabul edilir. O yüzden bizim şairlerimiz, sanatçılarımız ve edebiyatçılarımız hanımları tarif ederken, hanımlara hep farklı bir boyutta yaklaşmışlardır. ‘Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş, bir evlat pir olsa da, anaya muhtaç imiş’. ‘Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz’ derler. ‘Cennet anaların ayağının altındadır’ der hadisi şerifte. Dolayısıyla biz kadınları önemsiyoruz. Özellikle biz çalışma alanımız içinde o dengeyi gözetiyoruz. Belki de resmi kurumlar içinde en fazla kadının çalıştığı yer Battalgazi Belediyesi’dir. Bu da hanımlara ne kadar önem verdiğimizin en önemli göstergesidir. Her bölümde ve her birimde kadınlarımız var. Daha nice güzel günlerde birlikte olmayı ümit ediyorum” diye konuştu.

Akciğer Kanseri Nedir?

Akciğerler vücudumuzda çok önemli bir yere sahip, hayati değeri olan bir organımızdır. Kontrollü veya kontrolsüz yaptığımız bazı alışkanlıklar akciğer kanserine sebep olmaktadır. Akciğer kanserinin nedenlerini, belirtilerini ve almanız gereken önlemleri bu yazımızda detaylı bir şekilde bulabilirsiniz.

Akciğerler bir insanın hayatta kalabilmesi için mutlaka ihtiyacı olan oksijen gereksinimini sağlayan yegane organıdır. Bir çift halindedir ve her iki göğüs kafesimizi doldurur. Yapısında bulunan hava kesecikleri sayesinde nefes alıp verirken oksijenin dokulara iletilmesini, karbondioksitin dışarıya atılmasını sağlar. Vücudumuz için hayati değeri olan bir organdır. Diğer bir deyişle tüm omurgalı canlılardaki temel solunum organıdır. Soluk alma işlemi esnasında ağızdan ve burundan giren hava nefes borusundan, oradan da bronşlardan geçerek akciğere ulaşır.

Esnek ve süngerimsi bir yapıya sahip olan akciğerler göğüs kafesi içerisinde yer almaktadır. Akciğerlere ulaşan temiz hava damarlar sayesinde vücudun diğer kısımlarına ve organlarına ulaştırılmaktadır. Burada meydana gelen herhangi bir tahribat veya bozukluk sonucunda akciğerler görevini yapamaz. Görevini yerine getiremeyen bir organ ise önce kendinde daha sonra da vücudun diğer kısımlarında çeşitli hastalıkların doğmasına neden olmaktadır. Bunlardan en önemlisi ise erken teşhis ile tedavi edilebilir fakat hayati tehlikesi olan akciğer kanseridir.

Normal akciğer hücreleri bazen çeşitli etkenlerden dolayı kontrolsüz bir biçimde çoğalırlar. Bu çoğalma sonucunda, akciğerin içinde veya çevresinde tümör adı verilen kitleler oluşur. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa ise akciğer kanseri denir. Tümörler akciğerin kan dolaşımı yoluyla organlara ve dokulara oksijen aktarımını engellemektedir.

Eğer tümör bir bölgede kalıp çoğalmazsa benign (iyi huylu), kan veya lenf sistemi yoluyla diğer organlara yayılırsa malign (kötü huylu) olarak adlandırılır. Bir tümörün vücudun diğer kısımlarına ve organlarına yayılmasına metastaz denir. Metastaz yapmış bir kanser ise tedavisi oldukça zor ve ciddi bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Akciğer kanserinin küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olmak üzere 2 tipi vardır.

Küçük Hücreli Akciğer Kanseri: Yulaf hücresi kanseri de denmektedir. Diğer tipe göre daha hızlı gelişir ve vücuda yayılması daha hızlıdır.
Küçük Hücreli Olmayan Akciğer Kanseri: Genel olarak daha yavaş gelişir ve yayılırlar. Görülme sıklığı küçük hücreli akciğer kanserine göre daha yaygındır.

Kaynak: http://bilgihanem.com/akciger-kanseri-nedir/