selin kurnaz massivebio

Selin’in Unicorn Yolculuğu

“Aldığı yatırım tutarı 6.8 milyon dolara ulaştı. Yeni bir alanda, sıra dışı stratejisiyle dikkat çekiyor. Hedefi ise çok büyük.”

Selin Kurnaz, Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirdikten sonra eğitimini devam ettirmek için ABD’ye gitti. Türkiye’deki 2 ana daldan sonra Michigan Üniversitesi’nde 3 ayrı mühendislik alanında master yaptı.

Ardından çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra en son işi olan Volitan Capital’de risk sermayesi alanında deneyim kazandı. Hayatını değiştiren olay da bu dönemde gerçekleşti. Kendisinin “Evreka anı” olarak nitelendirdiği bir süreç geçirdi. Ailesinde bir sağlık sorunu yaşanıyordu. Dayısı kanser hastası olmuştu. Bu durum annesini çok derinden etkilemişti. Kendi deyimiyle “5 ayrı mühendislik diploması” vardı ancak annesinin üzüntüsünü giderecek bir şey yapamıyordu: “Annemin bir hastalık konusunda bu kadar üzülmesini kendime yediremiyorum” diyordu.

Ailedeki hastalık bu konuya kafa yormasına neden olmuştu. Dikkatini çeken konulardan biri şuydu, kanserin yaygın olmasına rağmen yeniliklerin hastalara ulaşmasını düzenleyen sistem çok verimsizdi. Gazetelerde sürekli yeni tedavi ve ilaç haberleri çıkıyor, ancak bunun hastalara bir yararı olmuyordu. Çünkü, hastaların bunlara ulaşması çok zordu. Oysa onlar zamanla yarışıyorlardı. Her bir günün ayrı önemi vardı.

Selin Kurnaz’ın “Evreka anı” da bu oldu. Kanser konusundaki yeniliklerin hastalara, maddi durumları göz önünde bulundurulmadan ulaşabilmesini sağlayacak bir sistem kurulabilirdi. Son dönemde ABD’de büyük başarı sağlayan ve kısa sürede 6.8 milyon dolar yatırım alan Massive Bio şirketi böyle doğdu. Selin Kurnaz, Fast Company dergisine bu ilgi çekici öyküsünü ve hedeflerini anlattı:

3 ÖNEMLİ YENİLİK GETİRDİK

Birincisi, hastalar için yenilikler getiriyoruz. Massive Bio’dan önce hastaların evde otururken klinik çalışma bulup, bu çalışmaya dahil olmak için ilaç şirketi ve hastaneyle aynı zamanda koordine olma gibi bir seçeneği yoktu.

Massive Bio’nun yapay zekayla oluşturduğu teknolojisi ve uzman kadrosu sayesinde kanser hastaları 10 binden fazla klinik çalışmaya uygun olup olmadıklarını evlerinden öğrenebiliyorlar. Klinik çalışmaya katılmaya karar vermeleri durumunda, lojistik sorunlarını da bizim ekip çözüyor.

İkinci yeniliğimiz ise ilaç şirketlerini hedefliyor. Onlar da klinik çalışmaları için hasta bulmada sorun yaşıyorlar. Özellikle kişiye özel tıbbın ortaya çıkmasıyla çalışma sayısında ciddi artış oldu. Ancak, aranan hasta profilinin çok özellikli olması nedeniyle bu iş imkansız hale geldi. Şimdi ilaç şirketleri bizim sayemizde hastalara doğrudan, üstelik çok hızlıca ulaşabiliyorlar. Böylece ilaç geliştirme zamanlarını hızlandırabiliyorlar.

Bir başka yeniliğimiz ise sigorta şirketleri için. Bizden önce bu şirketler, hastalarını klinik çalışmaya gönderme konusunda çok kısıtlı çalışmalar yapıyorlardı. Bazıları ise bu konulardan tamamen habersizdi. Özellikle ileri safhadaki kanser hastaları için işe yaramayan tedavilere ve ilaçlara para ödüyorlardı. Bizim sayemizde şimdi hastaya özel tıp olanakları sunmaya başladılar.

Biz de sigorta şirketlerinin verilerine bakarak, hastaları kolay bir şekilde, en verimli zamanda nasıl buluruz konusunda çalışmalar yürütüyoruz.

NEREDEN NEREYE GELDİK?

Her yeni şirket gibi, başladığımızda biz de sıfırdık; ne paramız ne de bizi destekleyen bir kurum vardı. 2015 yılında kurulmamıza rağmen ilk klinik çalışma bulma hizmetimizi ancak 2018 yılında başlattık. Şimdi ayda 3 bin hasta ile görüşüyor, 13 ilaç şirketiyle çalışıyoruz. Bu şirketlerin klinik çalışmalarının yapıldığı 225 hastane ya da kliniği ile her gün irtibat halindeyiz. Ayrıca 2 sigorta şirketiyle pilot çalışma yürütüyoruz.

Toplamda 6.8 milyon dolar fon aldık. Türkiye’nin önemli risk sermayesi şirketlerinden olan Revo Capital, dünyanın önde gelen şirketlerinden UL ve ABD’de büyük hastane zincirlerinin birinin kurucusundan yatırım aldık. Bizim şu anda başardığımızı Silikon Vadisi’ndekiler 70 milyon dolarlık yatırımla başaramazdı. Müşteri odaklı olmamız ve benim “özel sermaye” geçmişimin bulunması bize parayı çok dikkatli kullandırıyor.

Şu anda 30 çalışana ulaştık. Ben şirkete ilk çalışanı aldığımda sevinçten ağlamıştım. Çünkü, toplantıda konuşacak başka insanlar var diye sevinmiştim.

YATIRIMCILARI İKNA ETMEK

Ben yatırımcı konusunda diğer girişimcilerden farklı düşünüyorum. Şirket, yatırımla değil, müşteri ve müşteriden gelen gelirle büyür. Benim için müşteri çok önemli olduğu için, zamanımın önemli bölümünü onlara ayırıyorum. Nasıl mükemmel bir iş çıkarırız, nasıl daha iyisini yaparız gibi konulara odaklanıyorum.

Bunun sonucunda yatırımcılara ‘müşterideki gelirleri ve başarıları’ anlatıyorum. Bu işi nerelere götüreceğimi ortaya koyuyorum.

Bir de bir işi alacağız dediğim zaman, belki bazı gecikmeler olsa da öyle ya da böyle alıyoruz. Pes etmek lügatimizde yok. “Hayır” cevabını da kabul etmiyor, müşteriyi bulup hedefe doğru ilerliyoruz.

Yatırımcıları en çok, “yapacağım” dediğiniz konuları hayata geçirmeniz etkiliyor. Çünkü, startup’larda böyle şeylere çok alışık değiller. Yoksa saatlerce ürün veya teknoloji anlatarak yatırım alınacağını sanmıyorum.

GELECEK İÇİN HEDEFİMİZ

Benim amacım, bir kanser hastasının, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi gelir grubundan gelirse gelsin, dünyadaki en yeni klinik çalışmadan 24 saat içinde haber almasını sağlamaktı. Bu haberi aldığında 15 gün içinde çalışmaya katılabilmesini ve bunu da elindeki telefonla bir tuşa basarak Massive Bio’ya ulaşarak yapmasını amaçlamıştık.

Hastaya bu değeri katarken, topladığımız veriyle, ilaç araştırma ve geliştirme alanında hızı artırmak, maliyeti düşürmek için çalışıyoruz. İleride kişiye özel ilaç lisanslayan mega ilaç araştırma ve geliştirme şirketine dönüşebiliriz. Bunu yapmak müthiş bir teknoloji, servis ve onkoloji bilgisi gerektiriyor.

Bizim bulunduğumuz sektörden 10’a yakın şirket çıkar. Biz söylediğim gibi mega şirket yaratmak ve platform şirket olup gerektiğinde diğer şirketleri almak istiyoruz. İlk hedefimiz ‘unicorn’ olmak, sonra 10 milyar dolar, 100 miyar dolar değere doğru ilerlemek. Bizim hırsımızın ve yapabileceklerimizin sınırı olduğunu sanmıyorum.

 

GİRİŞİMCİLİK FELSEFEM

Girişimcilikte söylenenlere değil, söylenmeyenlere dikkat etmek lazım. Çünkü, girişimciliğin okulu yok. Bunu yaşamak gerekiyor. Bu iş, elinin ucuyla yapılacak bir iş değil. Aklını, beynini, paranı, zamanını, sevgini, kısacası hayatını koymak gerekiyor.
Kesinlikle yılmamak gerek. Çok çalışıp, çok isteyince Allah bir şekilde insanların kalbinden geçenleri duyuyor. 5 sene çalıştıktan sonra bir gecede hayallerin gerçek olmaya başlıyor. Biz hâlâ bir hasta klinik çalışmaya girince sevinçten ağlıyoruz. Çünkü, insanların hayatına dokunuyoruz. Bu vesileyle de anneme ve babama girişimcilik yolculuğumda beni yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum.

%20

“Hasta ile klinik çalışmayı buluşturan, yapay zeka ve servisi bir araya getiren pazaryeri şeklinde bir şirketiz. Şu anda ABD’de bile klinik çalışmaya gitme oranı kanser hastaları arasında yüzde 3-5 düzeyinde. Biz bunu 20’ye çıkarmaya çalışıyoruz.”

 

170 MİLYAR DOLAR

  • Şirketi bir lego olarak düşünün. Birkaç parçayı oluşturduktan sonra diğer lego taşlarını da bir araya getirip klinik çalışma sektörünü ayağa kaldıracağız.
  • Global kanser ilaç pazarı 170 milyar dolar düzeyinde… Biz de bu pazarı hızlandıran bir şirket olarak hem sektörden pay alıp hem de yeni alanlar yaratacağız.

 
Kaynak:
https://fastcompany.com.tr

Kanser Hasta Kaydı ve NASA İliskisi

Kanser Klinik Denemeleri ve NASA İlişkisi

Kanser Klinik Denemelere Hasta Kaydında NASA Uzay İletişim Ağı Örnek Alındı 

Massive Bio, yapay zeka tabanlı hasta ve klinik çalışma eşleştirme projesi SYNERGY-AI çalışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. NASA Deep Space Network (NASA Derin Uzay Ağı) çalışma prensibini model alan SYNERGY-AI Onkoloji Klinik Deneme Komuta Merkezi (OCTCC) klinik denemelere hasta kaydı süresini 72 saate düşürmeyi amaçlıyor. 

Kanser hastaları için doğru tedavi ve hastanın mevcut durumuna göre yenilikçi uygulamalara ulaşabilmek hayati önem taşıyor. Günümüzde hastanın tanımlanmasından onkoloji klinik deneme tedavilerine kaydolmaya kadar olan süreç haftalarca sürebilmekte. 

SYNERGY-AI Onkoloji Klinik Deneme Komuta Merkezi (OCTCC) sahip olduğu algoritmalar, dünyaca ünlü onkologlar ve çeşitli anlaşmalar sonucu elde ettiği bilgi havuzundan beslenerek en hızlı hasta kaydı süreç yönetimini hedefliyor. 

Hastalarının gen haritasındaki özelliklere bakarak sadece o kişiye özel tanı ve tedavi opsiyonları sunan girişim, hastalarının tedavilere verdiği tepkilere göre de algoritmasını iyileştirebiliyor. 

Hasta Kaydında NASA Modeli 

SYNERGY-AI OCTCC hastalar, araştırma çalışmaları ve ilaç şirketleri arasında gerçek zamanlı bir veri ve iletişim ağı oluşturmakta. NASA’nın genellikle fırlatma noktasından görevin sonuna kadar uzay uçuşlarını yönetmesi gibi, Massive Bio’nun komuta merkezi de hastayı koordine etmek için veri, analitik, hasta katılımı ve araştırma sahası ağlarını aynı platform üzerinde buluşturarak gerçek zamanlı kayıt ve site aktivasyonunu mümkün kılıyor. 

Klinik Deneme Nedir? 

Kanser Klinik Denemeleri (cancer clinical trials), FDA tarafından onay sürecinde olan yenilikçi tedavi uygulamalarıdır. Günümüzde tedavi metodu olarak kullanılan tüm kanser tedavileri de geçmişte birer klinik denemeydi. Hastalar üzerinde alınan olumlu sonuçlar üzerine bu araştırma sonuçları tüm hastalara uygulanabilecek tedavi standardı olarak kullanılmaya başlandı. 

Bazı hastalar için klinik araştırmalar, kanser tedavisi için halihazırda kabul edilmiş, onaylanmış bakım standartlarından daha hedefli bir yaklaşım sunabilir. Klinik denemelere katılan her hasta ile yakından ilgilenilmesi de hastalığın seyrini yakından izleme imkanı sunar. 

Kaynak: SYNERGY-AI Oncology Clinical Trial Command Center 

 

Kanserde Erken Teşhis Çok Önemli

İzmir'de yaşayan emekli öğretmen Semiha Koçyiğit, refakatçi olarak girdiği hastane kapısından kanser hastası olduğunu öğrenerek çıktı ve tam 5 kez kanseri yendi.

Başarılı bir meslek hayatının ardından emekliye ayrılan ve İzmir'deki anne ve babasının yanına yerleşen Semiha Koçyiğit, 1997'de babasının refakatçisi olarak İzmir'deki bir hastaneye gitti. Babasının ve doktorunun ısrarıyla sağlık kontrolünden geçen Koçyiğit'in yumurtalığında kiste rastlandı. Erken evre kanser hastası olduğu anlaşılan Semiha Koçyiğit, ameliyatla hastalıktan kurtuldu.

Ameliyatın ardından 11 yıl herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan hayatına devam eden Koçyiğit'in meme kanserine yakalandığı yine bir doktor kontrolü sırasında tespit edildi.

Tam 5 kez tümörler nedeniyle ameliyat masasına yatan 59 yaşındaki Semiha Koçyiğit, hepsinde de erken teşhis sayesinde kanserden kurtuldu.

Kaynak: http://www.trthaber.com/haber/saglik/hayata-5-kez-tutundu-240342.html

Kemoterapi Nedir?

Kanser vücuttaki hücrelerin değişim gostererek kontrolsüz bir şekilde üremeleri ile oluşan bir hastalıktır.

Kemoterapi, kanser tedavisinde uygulanan en önemli tedavi yöntemlerinden biridir. Kemoterapi basitçe kanserin ilaçla tedavisidir. Kemoterapi kanserde; tümör boyutlarını küçültmek , diğer organlara veya vücuda yayılmasını engellemek , vücuda yayılmış kanserlerde bu hücreleri yok etmek ve azaltmak , kansere bağlı olarak hastalarda oluşan ağrı halsizlik v.b gibi şikayetlerin azaltılması ve hastanın kendini daha iyi hissetmesi amacı ile kullanılır.

Kemoterapi tedavisini Medikal onkoloji uzmanı uygular. Medikal onkolog; kanser hastalıkları ve tedavisi üzerine uzmanlaşmış dahiliye uzmanıdır.

Kemoterapi tedavisi kanserde ; ameliyat öncesi (Neoadjuvant) , ameliyat sonrası (adjuvant) , tek başına ve / veya Radyoterapi ile birlikte uygulanabilir.

Kemoterapi kanser hastalarına değişik yollarla uygulanabilir. En sık uygulama şekilleri damaryolu (intravenoz) ve ağızdan (oral) şeklindedir.

Kemoterapi tedavisi tümörlü hücreleri etkileyen bir tedavidir, ancak normal hücrelerde kemoterapiden etkilenir.Bu da hastalarda; bulantı kusma, halsizlik ,iştahsızlık, ishal veya kabızlık, saç dökülmesi , ağrı , ağız içinde yaralar gibi şikayet ve yan etkilere neden olabilir Kemoterapi ilaçları kemik iliği ne de zarar verebileceğinden dolayı, Kemoterapi alan hastalarda enfeksiyon ve kanama riski de oluşabilir. Bu yan etki ve şikayetlerin hepsi bir arada görülmez. Yan etki görülme ihtimali, hastanın yaşı cinsiyeti ve hastanın ek hastalıklarının olması durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Kemoterapi ye bağlı yan etkiler sıklıkla 2-3 gün içinde başlar ve 7-10 gün kadar sürebilir. Bu şikayetlerin bir veya birkaçının oluşması tedavi eden hekim veya hastahaneye başvurulması uygun olur.

Top 5 Basics to Know About the Precision Medicine Initiative

What is the national Precision Medicine Initiative and how will it change the way patients interact with the healthcare system as they receive personalized care?

Feelings of national unity may be hard to find during a contentious election year, but the collaborative spirit is alive and well in at least one corner of the White House as stakeholders from across the care continuum take on the Obama Administration’s Precision Medicine Initiative.

This broad, comprehensive push towards personalized treatments and tailored care is bringing together millions of dollars in funding opportunities with thousands of volunteers and untold petabytes of big data as healthcare organizations, research institutions, and academic medical centers tackle everything from cancer to diabetes to Alzheimer’s disease.

Kaynak: http://healthitanalytics.com/news/top-5-basics-to-know-about-the-precision-medicine-initiative

‘Kanser hastası’ rolü gerçek oldu

Oyuncu Annabelle Wood'a, kanser araştırmalarını destekleyen bir vakfın yardım kampanyasında kanser hastasını oynaması için teklif geldi, Wood teklifi kabul edip imzayı attı, 4 ay sonra rol gerçek oldu.

Kanser araştırmasını destekleyen bir vakfın yardım kampanyasında kanser hastasını oynayan Annabelle Wood, meme kanserine yakalandı.

İngiliz dizi ve reklam oyuncusu Wood, Mac Millan Vakfı’nın yardım kampanyası için hazırlanan televizyon filminde oynadı.

4 AY SONRA MEME KANSERİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİ

Hürriyet'in aktardığına göre, 4 ay sonra Wood'a meme kanseri teşhisi koyuldu. 47 yaşındaki, 2 çocuk annesi Wood’un 2 memesi alındı. Aylarca kemoterapi tedavisi gören Wood, şimdi yeniden yaşama tutunmaya çalışıyor.

Kaynak: http://www.ntv.com.tr/saglik/kanser-hastasi-rolu-gercek-oldu,5QcOjTseiECk_gM2qAOSnA

Kanserin Nedeni Çevre

10 kanserden dokuzu çevresel faktörlerle yaşam biçimi sonucu gelişiyor. ABD'de kanserile ilgili çalışma yapan araştırmacılar bu sonuca vardı. New York'taki Stony Brook Üniversitesi araştırmacılarına göre, dış faktörler kanser gelişiminde sanılandan çok daha etkili oluyor.

Kanserle ilgili önceki çalışmalarda hücre mutasyonlarının tümör gelişiminde önemli rol oynadığına işaret edilmişti. Ancak Amerikalı araştırmacıların yeni çalışmasına göre fazla güneşe maruz kalmamak, dengeli beslenmek, egzersiz yapmak ve sigarayı bırakmakla pek çok kanser türü önlenebilir.

Yeni araştırmada dış faktörlerin olmaması halinde kanserlerin yüzde 70'iyle yüzde 90'ının gelişmeyebileceği belirtiliyor. Kalın bağırsak kanserinin yüzde 75'inin beslenme, deri kanserinin yüzde 86'sının güneş, beyin ve boyun kanserlerinin yüzde 75'inin de sigara ve alkol sonucu geliştiği işaret ediliyor.
Araştırmada incelenen bir vakada kanserin daha az görüldüğü bir bölgeden, daha fazla görüldüğü bir bölgeye göç edenlerin, orada aynı yüksek oranda kansere yakalandıklarına dikkat çekiliyor.
Bu durumun da kanserin biyolojik ve genetikten çok çevresel kaynaklı olduğunu desteklediği vurgulanıyor.
Bilim insanları sigarayı bırakmanın, alkol tüketimini azaltmanın, fazla kilo almamaının ve sağlıklı beslenmenin kanseri önemli ölçüde azaltabileceğini söylüyor.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/saglik/kanser-nedeni-gen-degil-cevre-1494371/

Bursa’da Yeni Kanser Cihazları ile Randevu Süreleri Kısalacak

Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, Nükleer Tıp Kliniğinde yeni kurulan ileri tıbbi teknoloji SPECT-BT ve PET-BT cihazları ile kanser hastalarına daha hızlı hizmet verebilecek.

Bursa Kamu Hastaneleri Birliğine bağlı Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, yeni cihazları ile Bursa’nın kronik sağlık sorununu ortan kaldıracak.Kanserli hastaların tanı ve tedavisinde üzerine düşen sorumluluğun bilinciyle gerekli cihazların temini sağlamaya çalıştıklarını ifade eden Hastane yöneticisi Op. Dr. Oktay Çelik, “Halkımıza layık olduğu hizmeti en üst düzeyde sunmak için önemli bir adım atmış bulunmaktayız.

Bu cihazlar ile Bursa’nın kronik bir sağlık sorunu ortadan kalkmıştır. Bursa’da daha önce 3 adet PET-BT cihazı olması sebebiyle hastalar ceplerinden yüksek miktarda paralar ödemesine rağmen 2 ay sonrasına randevu almaktaydı. Artık hastalarımız daha çabuk hizmet alacak. Gama kamera, SPECT-BT ve PET-BT cihazlarının bir arada olduğu 3 üniversite hastanesi haricinde Sağlık Bakanlığına bağlı tek hastanedir. 2015 yılı ocak ayında yeniden yapılanma projesi ile hizmet kalitesinde belirgin bir iyileşme ve hasta sayısında yüzde 50 oranında bir artışa sebep oldu” diye konuştu.

Bursa Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof.Dr.Rüstem Aşkın ise “Bu cihazları Türkiye’de en ucuz fiyata aldık. İnşallah hastanemiz ilkleri yaşayacak. Emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi.

Kaynak: www.bursatv.com.tr

George Karl’a kanser teşhisi

NBA takımlarından Denver Nuggets'ın başarılı antrenörü George Karl'a bir kez daha kanser teşhisi konuldu. Geçmişte prostat kanseri tedavisi gören Karl, bu kez de gırtlak kanserine yakalandı.

George Karl geçen hafta, kendisini 2010-2011 sezonunun sonuna kadar Denver Nuggets'a bağlayan sözleşmenin altına imza attıktan sonra, All-Star maçında Batı Karması’nı yönetmişti.

Rüya gibi geçen All-Star hafta sonu sonrası, Denver antrenörüne doktorlarından kötü haber geldi. Karl, bir kez daha kanserle mücadele etmek zorunda. 2005 yılında prostat kanseri tedavisi gören 58 yaşındaki antrenöre bu kez de gırtlak kanseri teşhisi kondu. All-Star dönüşü hastalığı hakkında oyuncularını bilgilendirdiğini ifade eden Karl, Nuggets organizasyonuna kendisine verdiği destek için teşekkür etti.

Nuggets yönetimi de haftalar öncesinden Karl'ın gırtlak kanserine yakalandığından haberdar olduğunu açıkladı.

Kaynak: http://basketdergisi.com/george-karla-kanser-teshisi.html

Kan Şekerini Hızlı Yükselten Gıdalar Kanser Riskini Arttırıyor

Akciğer kanserinin bir numaralı sebebi sigara daha doğrusu pipo, puro, nargile her türlü tütün içilmesidir ve bu hastalara bakıldığında yüzde 85' inin sıkı birer “tiryaki” oldukları görülür.

Geriye kalan yüzde 15 kadar hasta hayatlarında hiç sigara içmemiş olan kişilerdir ve bunlarda dumana pasif olarak maruz kalmak, hava kirliliği, radon ve diğer kanserojenler sebep olarak gösterilir.

MD Anderson Cancer Center uzmanları tarafından gerçekleştirilen yeni bir araştırma “glisemik indeksi” yüksek diyetle beslenmenin de akciğer kanseri riskini artırabileceğini ortaya koydu.

Araştırma, glisemik indeks-akciğer kanseri ilişkisinin hayatlarında hiç sigara içmemiş ve skuamöz tipte akciğer kanseri olanlarda daha da kuvvetli olduğunu gösteriyor.

Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention isimli dergide yayınlanan araştırma, yeni akciğer kanseri teşhisi konan 1905 hasta ve 2413 sağlıklı erişkin üzerinde yapıldı.

Diyet glisemik indeks (GI) GI ve glisemik yük (GY) değerleri yayınlanmış GI bilgilerine göre belirlendi ve katılımcılar bu değerlere göre beş eşit gruba ayrıldı.

Akciğer kanseri riski günlük GI değerleri en yüksek olanlarda en düşük olanlara oranla yüzde 49, skuamöz hücreli kanser riski ise yüzde 92 daha fazla bulundu ama GY ile akciğer kanseri arasında bir ilişki tespit edilemedi.

Bu ilişki hiç sigara içmemiş olanlarda ve skuamöz tipte kanseri olanlarda veya eğitim seviyesi düşük olanlarda daha da kuvvetliydi.

Araştırmanın sadece İspanyol olmayan beyazlar üzerinde ve geriye dönük olarak yapılmış, diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıklarının hesaba katılmamış olması gibi kusurları var.

Bu sonuçların diğer etnik gruplarda da ileriye dönük kohortlar üzerinde araştırılması ve GI' in kanser riskini hangi mekanizmalarla artırdığının incelenmesi gerekiyor.

Glisemik indeks ve glisemik yük nedir?

Glisemik indeks, bir gıdanın yendikten sonra kan şekerini ne kadar çabuk yükselttiğini gösteren bir değerdir.

Glukozun glisemik indeksi 100 olarak kabul edilir ve diğer karbonhidratlar buna göre değerlendirilir; GI 0-100 arasında değişir.

Glisemik indeksi düşük besinler daha uzun süre tok kalmayı sağlarken yüksek olanlar ise insülin salgısını hızla artırarak kan şekerinin düşmesine, dolayısıyla da hemen acıkmaya sebep olurlar.

Glisemik yük ise bir gıdanın kan şekerini ne kadar yükselttiğini gösterir ve yiyecekteki karbonhidrat miktarının o gıdanın glisemik indeksi ile çarpılıp 100' e bölünmesiyle hesaplanır.

Glisemik indeksi yüksek gıdalar, kan şekeri ve insülin seviyesini ve bunlar da insülin benzeri büyüme faktörlerini (IGFs) artırır.

Yüksek IGFs seviyelerinin akciğer kanseri riskini artırdığı bilinmekle beraber glisemik indeks-akciğer kanseri ilişkisi hakkında bir bilgi yoktu.

Araştırmacılar ne diyor?

Araştırmanın uzmanlarında Xifeng Wu “Sebze ve meyveden zengin beslenme akciğer kanseri riskini azaltırken kırmızı et, doymuş yağlar ve süt ürünleri akciğer kanserini artırıyor” diyor ve ekliyor:

“Bu neticelere dayanarak özel diyet tavsiyesi yapmanın doğru olmaz ama yüksek GI olan ekmek, simit, mısır gevreği ve pirinç gibi gıdaların azaltılmasının hem akciğer kanseri hem diğer hastalıkların önlenmesinde rolü olabilir.

GY ile akciğer kanseri arasında bir ilişki bulunmamış olması, karbonhidratların miktarından ziyade kalitesinin önemli olduğunu düşündürüyor.

Eğitim düzeyi düşüklüğü de muhtemelen diyet kalitesi ve sigara alışkanlığını etkilediği için riski artıyor olmalıdır.”

Gelelim neticeye

BİR: Beslenmenin tüm kanserlerin hatta obeziteden diyabet, kalp krizi, felç, astım, KOAH, depresyon, sedef, Alzheimer, osteoporoza kadar tüm hastalıkların ortaya çıkmasında rolü olduğunu savunan biri olarak beslenmenin akciğer kanseri riskini de artırabileceğini ortaya koyan bu çalışmayı çok beğendim.

Hiç şüpheniz olmasın ki, araştırıldığında beslenmenin rahim ağzından meme ve prostata kadar diğer kanserlerde de risk faktörü olduğu ispatlanacaktır.

Modern beslenmenin temel unsurları olan işlenmiş un, şeker ve trans yağların bağırsaklardaki bakteri kompozisyonunu bozarak oksidatif stres ve enflamasyona (Mikropsuz iltihap) yol açtığını ve bunun üzerine eklenen kişisel ve çevresel faktörlerin hangi hastalığın ortaya çıkacağını belirlediğine inanıyorum.

İKİ: Bu araştırmada kırmızı et, doymuş yağ ve süt ürünlerinin suçlanmasına da hiç şaşırmayın ve bunları bizim yediğimiz sağlıklı et, tereyağı, süt, yumurta ile sakın karıştırmayın.

Bunlar GDO' lu yemle, hormon, antibiyotik ve ilaçlarla fabrikalarda beslenen hayvanlardan elde edilen işlenmiş ürünlerdir ve elbette kanserojendirler.

Kaynak: http://www.yenisoz.com.tr/